Bilgi Güçtür, Paylaştıkça Büyür!
Burası Sol sütunun devamı......... aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

urfAslan

yazi2

Saha dışında da kazandık içinde de...
Ahmet ÇAKIR , Zaman - 07.09.2008
 

Karşılaşma öncesindeki saha dışı gelişmeler yerini futbola bıraktığında pek beklediğimizi bulamadık. Fatih Terim daha önce açıkladığı çift forvetli oyun anlayışıyla çabuk bir gol bulup tribünlerin ateşini düşürmeyi, Ermenistan takımının da coşup taşarak oynamasını önlemeyi amaçlamıştı. Ancak bu hesap pek tutmadı.

Bunun temel nedeni, zeminin olağanüstü bozuk oluşuydu. Futbol değil tarla çimiyle kaplı zeminin düzgün yürümeyi bile güçleştirdiği ortamda Milli Takım teknik kapasitesini kullanamadı. Oyunun kimi bölümlerinde düpedüz fırtına şiddetindeki rüzgar da oyunumuzu bozan bir etken oldu. Arda'nın hemen hiç oyuna giremeyişi hücum etkinliğimizi azalttı. Sağ kanattan da pek gelemedik. Gökhan Gönül'ün hem savunmadaki tedirginliği hem de hiç atağa çıkamayışı işimizi zorlaştırdı. Bitmez tükenmez sakatlıklarının sonuncusundan yeni çıkan kaptan Emre Belözoğlu da oyuna ağırlığını koyabilecek durumda değildi. Top kullanmaktan çok ezdi. Bu da oyunda beklenilen düzeyde etkin olmamızı önledi.

Bu tatsızlıklara karşın yakaladığımız 3 önemli pozisyondan 2'sinde gole gidebilirdik ancak Mevlüt yeterince becerikli değildi. İyi bir vuruşla rahatlıkla golü bulabileceği pozisyonlarda bunu yapamadı. Onun bu verimsizliği kaçınılmaz olarak "Colin Kazım daha iyi bir tercih olmaz mıydı?" diye düşündürdü.

Ermenistan takımı beklediğimiz gibiydi. Sert ve mücadeleci ama hücumda etkisi sınırlı rakibimiz karşısında savunmamızın dağınıklığı yüzünden bazı sıkıntılar yaşadık. Özellikle Servet ve Gökhan Zan'ın benzer nitelikte oyuncular oluşu, sınırlı teknik kapasiteleri yüzünden şaşırtıcı hatalar yapabilmeleri Ermenistan'a zaman zaman beklenmedik şanslar getirdi. Ancak bunlar içinde yüreğimizi daraltan türden pozisyonlar yoktu. Sadece sağ kanadımızdaki aksaklığı fark edip ısrarla oradan oynayarak bizi zorlamaya çalıştılar.

İkinci yarıda bir şeylerin değişmesi gerekiyordu ve bunu da en iyi görebilen kişi Fatih Terim'di. Milli Takım önce rakibinin sertliğine gerektiği gibi karşılık vermeye başladı ve bu noktada Norveçli hakemin de adil davranması nedeniyle dengeyi kurdu.

Bunun ardından sonuca gitmek gerekiyordu ve onun için de Mevlüt ile Kazım'ın değiştirilmesinde yarar vardı. Nitekim golü bulmamız da böyle oldu ve Milli Takım rahatladı.

Rakibin en etkili silahına aynı sertlikle karşılık verip mücadele düzeyini de yükseltince Ermenistan sahadan silindi. Ev sahibi takımın son 4 maçında Avrupa'nın hiç de yabana atılmayacak takımlarından sadece 1 gol yemiş olma fiyakasını da bozmayı bildik. Kazandığımız köşe atışını akıllıca kullanmamız ikinci golümüzü getirdi. Milli Takım'ın oyundaki etkinliğinin artmasında ve rahat sayılabilecek şekilde sonuca gitmesinde Arda'nın rakip takımın moralini bozacak kadar şık çalımları ve iyi oyunu da ayrı bir etkendi.

Sonuçta Milli Takım 2010 Dünya Kupası elemelerine çok iyi bir başlangıç yapmış oldu. Saha dışında ve içinde rakibe açıkça ders verir bir tavır içinde olmamız ve bunu asil biçimde yapmamız gurur duyulacak durumlardı. Kısacası, saha içinde ve dışında çok şey kazanmış olarak Ermenistan'dan dönüyoruz.

Bugün 2 ziyaretçi (25 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=